Göktepelidemirel

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

HASAN HÜSEYİN'DEN ŞİİRLER
   
   
   
   

ACILARA TUTUNMAK

acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıku
şu
bense kafeste kanarya
o dola
şmış daldan dala
savurmu
ş yüreğini
ben b
ölmüşüm yüreğimi
ba
şkaldıran dizelere

kavu
şmak özgürlükse
özgürdük ikimizde
elleri 
çığlıçığlık
yanyana iki d
ünya
ikimiz iki da
ğdan
iki h
ırçın su gibi
ak
ıp gelmiştik
bulu
şmuştuk bir kavşakta
unutmu
ştuk ayrılığı
yok saym
ıştıözlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi 
çocuk
oynard
ı bahçemizde

aramakm
ış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmi
ş
d
üşsel bir oyuncağı
yalanmı
ş hepsi yalan
sevmek diye birşey vard
ı
sevmek diye birşey yokmu
ş
ac
ılardan artakalan
i
şte bu bakışlarmış
ku
ğu diye gözlerimde
g
ün batımı bulutlarmış
yalanm
ış hepsi yalan
savrulup gitmek varm
ış
ayr
ı yörüngelerde 


ac
ı çektim günlerce
ac
ı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem karga
şasında
ya
şadım birkaç bin yıl
ac
ılara tutunarak
ac
ı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimizde

Hasan Hüseyin Korkmazgil

               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ACIYI BAL EYLEDİK

«pir sultan ölür dirilir» 

bak 
şu bebelerin güzelliğine 
ka
şı destan 
g
özü destan 
elleri kan i
çinde 

k
ör olasın demiyorum 
k
ör olma da 
g
ör beni 

damda birlikte yatmı
şı
öküzü hoşça tutmuşuz 
koyun de
ğil şu dağlarda 
san kendimizi g
ütmüşü
hor bakt
ık mı karıncaya 
k
ırdık mı kanadını serçenin 
vurduk mu karacan
ın yavrulusunu 
ya nas
ıl kıyarız insana 

sen olmasan 
öldürmek ne 
çürümek ne zindanlarda 
özlem ne ayrılık ne 
yokluk ne yoksulluk ne 
ilenmek ne dilenmek ne 
i
şsiz güçsüz dolanmak ne 
g
ün gün ile barışmalı 
karde
ş kardeş duruşmalı 
kokla
şmalı söyleşmeli 
korka korka ya
şamak ne 

kahrolas
ın demiyorum 
kahrolma da 
g
ör beni 

kanad
ık toprak olduk 
çekildik bayrak olduk 
döküldük yaprak olduk 
geldik bugüne 

ekme
ği bol eyledik 
ac
ıyı bal eyledik 
s
ıratı yol eyledik 
geldik bug
üne 

ekilir ekin geliriz 
ezilir un geliriz 
bir gider bin geliriz 
beni vurmak kurtulu
ş mu 

k
öolsanı demiyorum 
k
ör olma da 
g
ör beni

Hasan Hüseyin Korkmazgil

          

 

 

 

 

 

 

KIZILIRMAK

Silâh ve şarkı 
ben b
ütün karanlıkları bunlarla yendim 
do
ğacak çocuğumun kanında esen 
emek
çi karımın dimdik bakışlarında 
ve 
çetelerin sipsivri uykusuzluğ
sil
âh ve şarkı
benim b
ütüşarkılarım iri kuşlardır al ve şafakleyin 
ışıklı nehirler büyütür silâh seslerim tankaranlığında 
yekinir y
ürür orman 
yekinir yürür toprak 
yekinir yürür kalabalıklar 
ve der ki kitabın ortayerinde 
bütün ırmakları dünyanın 
kızılırmaktan geçer 


vurun
 kanatlarınızı karanlığa kuşları
ge
çin sıcak ırmakları kuşları
kızılırmak kızılırmak ak
ın kuşları


a
çtım kırkıncı kapıyı 
gördüm ki atın önünde et 
titrer biryerleri zamanın 
kırdım kırkıncı kapıyı 
gördüm ki itin önünde ot 
ürperip durur hiç olmalardan 
şakıdı kuş 
yar
ıldı nar 
delirdi ate
ş 
ve ba
şladı uğul uğul uğuldamağ
b
ütüırmakları dünyanı
kızılırmak 
kızılırmak 

güne
şin ortasında insanlar kımıldaşır 
ve der ki 
şakıyan kuş 
yar
ılan nar 
deliren ate
ş
zaman ak
ıyor 
omuzlar
ında kalabalınalkırıklarıyla 
anasonlu duyarl
ığında general nargilelerin 
bir damla kankurusu 
çok eski savaşlardan 
belki sil
âhlarıçürümedik biryerlerinde 
belki pi
şman bir ağzın acıyarak anlattıkları 
a
şka benzer bir karışık kıtlık direnci 
boyunlar
ı kafataslı saray kahramanları 
ğınlara vatan diye kalan yoksunluk 



ne de 
çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı


y
ıkık bir ud tiryakiliği antika cumbalarda 
kanaryalar
ında berberli bezginliği burjuvalığı
bir polis burnu belki - da
ğdaki çarıksızıçarıksızlığı 
bir b
üyük vurgun düzeni - belki de bir lavrens 
vurgunun soygunu nevyork'ta d
öllediğ
bir kucak sakal sanmak belki de marks'ı 
toprakları denizleri insanları ingilizlemek 
silâhlarla beklemek sömürge sofralarını 
vaşington a
ğalarınıpilâtin dişlerine 
taze bir kan gibisine gerinir g
üneşlerde 
saklar geni
şliğini şarapçasına 
altun tepsilerde 
çok büyüölür yürek 
çok büyük hıncı kalır mayonezli kirenaların 


yanyana 
birsofrada 
sanfransisko ve c.i.a
yâni çuval ve mızrak 
notrdam'ın kargalarının güldü
ğü 



sakallar
ı incili hümanizma satıcıları 
halep pazarlar
ından gecikmiş bir ikindi 
k
ışlalar öğlesonları asurbanipal 
bir b
öcek ölüsünün geceyi kemirdiğ
tektanrılı 
çokyataklı ve çok çok acımaklı 
ikindi parklar
ında köpek ve kıral 
altun ve brovningin karanl
ık egemenliğ


konu
şun soytarılar 
çalgılar susun 
daha bitmedi a
çlar 
sal
ınır o eski sularda cüzzam yalnızlığı kirliliklerin 
gözün gözü sömürdü
ğü topraklarda ayıp ve kara 
şimdi çoktaaan terekesi o serüven kahramanlığı
o bezirgan mutluluk bal
ık tutar şimdi mor kuytularda 


ne de 
çok özlemişiz gökyüzünü kirşiz sevmeyi 

k
ırdım kırkıncı kapıyı 
kand
ım o pınarlardan 
ba
şladı ugul uğul uğuldamağ
b
ütüırmakları dünyanı
kızılırmak 
kızılırmak 


Sen ne c
ömert topraklarsın ey ortadoğu 
sen ne 
çok soyulansın ve hiç uyanmıyansın 


akdeniz'de mor bir deniz burjuva gitarlar
ında 
kuytular
ın kuytularda ölüme döllenmesi 
sevi
şmenin soyutluğu ve çamurluğ
dualar
ıçamurluğu ve soyutluğ
g
ökyüzüne insanca bakamamak 
y
âni hiçbir şey 
y
âni utanç ve lavanta 
y
âni mum 
çoktespihli bir ebabil ki uzar çöllerde 
uzat
ıbaltazar bayramlarını petrol petrol 
uzat
ır köleliğâmin âmin 
çeşmelerinden hâlâ şehname akan 
şahlı seccadelerde acem ve anka 
mezarl
ık toprak reformu - kölelerin eşelendiğ
keskin bir ingiliz burnu - de ki abadan 
ya da bir 
şah ve allah ve dolar üçlemesi 
saat tam onikiye be
ş kala 

akdeniz'de mor bir deniz burjuva gitarlarında 
soyubitmiş bal
ıkların akvaryum bezginliğ
bir dilim ay 
bir lokma arap 
- g
ölgesini güneşten bile esirgeyen - 
ve 
şakkulkamer bedeviliğ
y
âni utanç ve lavanta 
y
âni kirli ve kaçak 
y
âni mum 
kal
çaları, kadın pazarlarının - yok başka 
karanl
ık vatanseverliği kaçakçılığın - yok başka 
general nargilelerin madalya t
örenleri 
ve 
şeytan taşlaması petrol kırallarının - yok başka 
ezik ve utanga
ç 
bilgi
ç ve yoz 
mum 
y
âni demek istiyorum ki 
sadakalı sosyalizm soytar
ılığı 


konu
şun soytarılar 
çalgılar susun 
bekler güzel yarınlarını bu tutsak toprakların 
çetelerin o sipsivri uykusuzlu
ğ


akdeniz'de mor bir deniz burjuva gitarlar
ında 
neyin neye d
üşman olduğu belki de hiç bilinmeyen 
hergece bir d
üşük, sam radyosunda 
hersabah bir komik 
âdem 
bir hacıyatmaz 
ve komünistli bir kıralistan yunanistan'da 

hacının develeri gevişirken ay alt
ında ortadoğu'da 
petrol ve 
çelik kırallarının gölgesinde bir istanbul akşamı
bizans ve kirli 
türk ve yoksul 
ve mâcun 
allaha ve devlete ve bilc
ümle gölgelere dualar eyliyerek 
biryanı yangın yıkım 
biryanı yoksul yetim 
biryanı dökülür pul pul 
deniz 
altun 
ve kristal karı
şımı halinde bir istanbul 
uyan
ıköprüaltı uykularında 


elektıronik m
üzikli bir hicazkâud 
ve k
ızıçağrısı açlığı
o devletli tekli
ğinin kabuğunda bir hamal Ortadoğulu 
s
ıla çalgını da 
vatan yoksulu 
allaha inan
ıarapça 
yoksulluk 
çeker türkçe 
ve denizi sever 
çocukç
oralar
ı söyler durmadan 
oralarda ya
şar bıkmadan 
oralarda 
ölüistanbullarda 


kakt
üs kemirenlerinden biri midir brezilya'nın 
yoksa nil'e tapan ve aç yatan bir fellah mıdır 
kimbilir belki de rio'lu bir gecekondulu 
insan nerde ba
şlar belli değil ki 
istanbulsuz gibi yaşıyarak istanbul'u 
vatans
ızlığını vatan diye güzelim gün ortasında 
elektıronik m
üzikli bir hicazkâud 
develeşip develeşip d
önüşmesi gökdelenlere 
yanki go hom'lu bir miting alaturka 
betonarme balkonlar
ında emperyalizmin 
ve kas
ıklarında maydarling amerika 
y
âni bütün devrimcilerin konakladığı 
en 
çok özlediklerine düşman yaşıyan 
bir gecikmi
ş kıral ve özgür köle 
sürüyerek zincirlerini kaldırımlarda 
ana avrat söverek soluna sosyalistine 
ve bir somun ekmek kaldırımlarda 
ve bir garip hamal kaldırımlarda 
ve bir vatanölüsü kaldırımlarda 

Ne bulmak içkilerde intiharlarda 
neye varmak birşeyleri durmadan ço
ğaltarak 
çiçek resimleri çizmek güneşli pencerelere 
ölüleri akreplerle çiyanlarla karıştırarak 
eski 
çamaşırları yenilemek dilencilerde 
bir eski oyuncaktan koca bir gen
çlik bulup çıkarmak 

kimbilir biz 
şimdi nelerin neresindeyiz 
al
ı neden moru neden kırmızıyı kimbilir neden severiz 


bir kenti geri almak ve davul 
bir kenti geri vermek ve davul 
oyna
şmak iskeletlerle altunlarla madalyalarla 
dedeleri g
ümüşlere altunlara atlara oranlamak 
b
ıkıbıkıp yeniden başlamak sevişmelere 
kimbilir biz 
şimdi nelerin neresindeyiz 
alı neden moru neden kırmızıyı neden severiz 
[kimbilir 

dal uyur daldasında yorgun dalların 
gece büyük büyük anlatır eskimi
şlerden 
su de
ğil toprak değil 
de ki acımışlıklar 
de ki altun s
özcükleri tükenmişliğin 
oturur direk direk 
götürür pazar pazar 
ne ki ya
şamak? 



umduğum gel 
sevdiğim gel 
beklediğim gel 
gel benim 
kuşak kuşak 
yoluna kurban olduğum 

Kırmızböceğini tanır mı

Hasan Hüseyin Korkmazgil

    

 

 

 

 

 

 

 

 

HAZİRANDA ÖLMEK ZOR

-orhan kemal'in güzel anısına- 

i
şten çıktı
sokaktay
ı
elim y
üzüüstümbaşım gazete 


sokakta tank paleti 
sokakta düdük sesi 
sokakta tomson 
soka
ğçıkmak yasak 


sokaktay
ı
gece leyl
â
ve tomurcuk kokuyor 
yaral
ı bir şahin olmuş yüreğim 
uy anam anam 
haziranda 
ölmek zor! 


havada t
ü
havada ku
ş 
havada ku
ş soluğu kokusu 
hava leylâk 
ve tomurcuk kokuyor 
ne anlar acılardan/güzel haziran 
ne anlar güzel bahar! 
kopuk bir kol sokakta 
çırpınıp durur 


çalı
şmışıonbeş saat 
t
ükenmişim onbeş saat 
ac
ıkmışım yorulmuşum uykusamışım 
anama s
övmüş patron 
ter d
öktüğüm gazetede 
s
ıkmışım dişlerimi 
ıslıkla söylemişim umutlarımı 
susarak s
öylemişim 
s
ıcak bir ev özlemişim 
s
ıcak bir yemek 
ve s
ıcacık bir yatakta 
unutturan 
öpücükler 
çıkmışım bir kavgadan 
vurmu
şum sokaklara 


sokakta tank paleti 
sokakta d
üdük sesi 
sar
ı sarı yapraklarla birlikte sanki 
dallarda insan iskeletleri 


asacaklar aydemir'i 
asacaklar gürcan'ı 
belki ba
şkalarını 
pis bir ota de
ğmiş gibi sızlıyor genzim 
d
ökülüyor etlerim 
sar
ı yapraklar gibi 


asmak neyi kurtar
ı
sar
ı sarı yaprakları kuru dallara? 
yolunmuş yapraklar
ı 
k
ırılmış dallarıyla 
ne anlat
ır bir ağaç 
hani r
üzgâ
hani ku
ş 
hani nerde r
üzgârlı kuş sesleri? 

asılmak sorun de
ğil 
as
ılmamak da değil 
kimin kimi ast
ığı 
kimin kimi neden ni
çin astığı 
budur i
şte asıl sorun! 


sevdim gelin morunu 
sevdim 
şiir morunu 
moru sevdim tomurcukta 
moru sevdim memede 
ve 
öptüğüm dudakta 
ama sevmedim, hay
ı
i
ğrendim insanoğlunun 
ya
ğlı ipte sallanan morluğundan! 

neden b
öyle acılıyı
neden b
öyle ağrılı 
neden ni
çin bu sokaklar böyle boş 
ni
çin neden bu evler böyle dolu? 
sokaklarla solur evler 
sokaklarla atar nabzı 
kentlerin 
sokaksız kent 
kentsiz ülke 
kahkahanın yanıbaşı g
özyaşı 


i
şten çıktı
elim y
üzüüstümbaşım gazete 
karanl
ıkta akan bir su 
gibi vurdum kendimi caddelere 
hava leyl
â
ve tomurcuk kokusu 
havada köryoluna 
havada suçsuz günahsız 
gitme korkusu 
ah desem 
eriyecek demirleri bu korkulu
ğun 
oh desem 
tutu
şacak soluğum 

asmak neyi kurtar
ı
öldürmek neyi 
ya
şatmaktıönemlisi 
g
üzel yaşatmak 
abeceden ge
çirmek kıracıçekirgesini 
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak 


ah yavrum 
ah güzelim 
canım benim / sevdice
ğim 
bitanem 
k
ısa sürdü bu yolculuk 
n'eylersin ki sonu yok! 
gece leyl
â
ve tomurcuk kokuyor 
uy anam anam 
haziranda 
ölmek zor! 

nerdeyim ben 
nerdeyim ben 
nerdeyim
kimsiniz siz 
kimsiniz siz 
kimsiniz? 
ne söyler bu radyolar 
gazeteler ne yazar 
kim ölmü
ş uzaklarda 
g
öçen kim dünyamızdan? 


asmak neyi kurtar
ı
öldürmek neyi? 
yolunmuş yapraklar
ı 
ve k
ırılmış dallarıyla bir ağaç 
s
öyler hangi güzelliği? 

kökü burda 
yüre
ğimde 
yapraklar
ı uzaklarda bir çınar 
ıslıçala çala göçtü bir çınar 
g
öçtü memet diye diye 
şafak vakti bir çınar 
silkeledi ku
şlarını 
g
üneşlerini: 
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet
memet!
» 

gece leyl
â
ve tomurcuk kokuyor 
üstümbaşım elim yüzüm gazete 
vurmu
şum sokaklara 
vurmu
şum karanlığ
uy anam anam 
haziranda 
ölmek zor! 


bu ac
ılar 
bu a
ğrılar 
bu y
ürek 
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar 
bu a
ğaçlar niçin böyle yapraksı
bu geceler ni
çin böyle insansı
bu insanlar niçin böyle yarınsız 
bu niçinler niçin böyle yanıtsız? 

kim bu korku 
kim bu umut 
ne adına 
kim için? 


«uyarına gelirse 
tepemde bir de çınar» 
demi
şti on yıönce 
demek ki on y
ıl sonra 
demek ki sabah sabah 
demek ki 
«manda gönü» 
demek ki 
«şile bezi» 
demek ki «yeşil biber
» 
bir de memet'in y
üzü 
bir de g
üzel istanbul 
bir de 
«saman sarısı» 
bir de 
özlem kırmızısı 
demek ki g
öçtü usta 
kald
ı yürek sızısı 
geride kalanlara 


nerdeyim ben 
nerdeyim
kimsiniz siz 
kimsiniz? 


yıllar var ki ter içinde 
ta
şıdım ben bu yükü 
b
ıraktım acının alkışlarına 
3 haziran '63'
ü 

bir k
ırmızı gül dalı 
şimdi uzakta 
bir k
ırmızı gül dalı 
iğilmiş 
üzerine 
yat
ıyor oralarda 
bir eski g
ömütlükte 
yat
ıyor usta 
bir k
ırmızı gül dalı 
iğilmiş 
üzerine 
ok
şar yanan alnını 
bir kırmızı gül dalı 
nâzım ustanın 


gece leylâk 
ve tomurcuk kokuyor 
bir basın i
şçisiyim 
elim y
üzüüstümbaşım gazete 
ge
çsem de gölgesinden tanklarıtomsonların 
şuramda bir çalıkuşötüyor 
uy anam anam 
haziranda 
ölmek zor!

Hasan Hüseyin Korkmazgil

         

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anama Sitem

Hasan Hüseyin Korkmazgil

anam benim
güzel anam
anacan
ne vardı elini çabuk tutacak
beni böyle apartopar
sokaklara savuracak ne vardı


sen de güzeldin elbet
insanın anası güzel olmaz mı
güzeldin elbet
güzeldin de anacan
şimdikiler bir başka
şimdikiler felâket

hele bir bak 
şu kızlara
anacan
bak da sal
âvat getir
çevir oku kitap kitap
resim resim as duvara
bas ba
ğrına bir kucak gül

ben mi hi
ç yaşamadım
soyum mu g
üzelleşti
anacan
bilseydim bunlar
ın geleceğini
erciyes da
ğına dönse de karnın
allem eder kallem eder ka
çırırdım treni

anam harcad
ın beni
yakt
ın beni anacan
sevmesem sen k
üsersin
öpmesem babam kızar
ne haltetsin hüseyin
ne haltetsin ozan o
ğlun

Hasan Hüseyin Korkmazgil

             

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Duraktaki Işık

gelişimiz götü mumlu mektupla olmadı bu dünyaya
gidi
şimiz bando davul olmayacak elbet
geldik
a
çmasa olmıyacak çiçekler gibi
direndik
zincirini çürüten mahkumlar gibi
bekledik
biryerlerden çıkıp gelecek diye
gelecek de gözya
şımız dinecek diye
kirimiz pas
ımız yunacak diye
karn
ımız adam gibi doyacak diye
haks
ızın damına koyacak diye

gelmedin ulan
gelmedin ulan
gelmedin
gardiyan ettin bizi bu gecelere

yavrum
hasan hüseyin
övünmeyi 
şişinmeyi biryana bırak
neyini tatt
ın oğlum
neresine dokundun 
şu ellerinle
tamam oldu mu a
ğzın
burnun tamam oldu mu
tamam m
ı kulakların
doydu mu biryerlerin
yavrum
hasan hüseyin
öptün mü güzel o
ğlum, güzel güzel kızları ağızlarından
ok
şadın mı has bahçede harika memelerini
i
çtin mi içkilerin heyheylisini
y
ıldızları topladığın oldu mu geceleri
gemilere bindin mi o
ğlum hasan hüseyin
u
çaklara bindin mi
f
üzelere bindin mi
nusaybin'i geçtin mi o
ğlum hasan hüseyin
övünmeyi şişinmeyi biryana bırak
ka
ç kundura kaç gömlek
ka
ç ekmek kaç sigara
bir 
çubuk sazan balığı ölü çaylardan
ve bir deli dilenci 
öğle ezanlarında

ne senet verdi kimse bize
ne de bast
ık sözleşmeye kalıbımızı
ey fe
şmekan oğlu falan feştekiz
kalacaks
ışu kadar yıl
yapacaks
ışunu bunu
yiyeceksin 
şunu şunu
g
öreceksin onu bunu
sonra da ey benim can
ım efendim
yaprak d
üşer gibi daldan
ey fe
şmekan oğlu falan feştekiz

geldik
hemen gidecek gibi
kald
ık
bir 
şey diyecek gibi
dedik mi demedik mi
zincirde yatanlardan
yatacaklardan belli

öyle bir karga
şada açtık ki gözlerimizi
soygun 
çalar vurgun oynar
otuzun tad
ı nedir
tad
ı nedir kırka merdiven dayamanın
meyvalardan neye benzer elliden 
öte
ka
ç beş köşelidir yetmişbeşlerde dünya
seksende ne görünür kadın bacakları insanın gözüne
seksenden öte giden yolda ne yandan do
ğar güneş
öpüşmek tuzlu mudur ekşi midir kekre midir yoksa
belal
ı bir uçurum mu dönüp geriye bakmak
ne soracak vakit bulduk
ne de bir s
öyleyen çıktı
ya
şadık yetmiş yaşın bütün sığlıklarını daha onbeşimizde

ya
şadıotuzbeşte onbeşin
o bu
ğulu
o bulan
ık
delicoş d
üşlerini
uzand
ıkça uzaklaştı bizden o yüklü dallar
k
ıyılar kaçtı ellerimizden biz çırpındıkça
bir yer ki medet umar insan 
ölümden
çek ipini öylesi yaşamanın
y
üz yıl da yaşasan değmez bir boka
bin y
ıl yaşasan
arkas
ı boş

belki de en g
üzeli
en yiğitçesi
denize dalar gibi dalmak kavgaya
an
ılarda yaşamak

al
ın ulan kavat oğlu kavatlar
al
ın ulan deyyus oğlu deyyuslar
al
ın da düşün yola

Hasan Hüseyin Korkmazgil

          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karagün Dostu

biliyorum 
matarada su 
torbada ekme 
ve kemerde kur
şun değil şiir 
ama yine de 
mataras
ında su 
torbas
ında ekmek 
ve kemerinde kur
şun kalmamışları 
ayakta tutabilir 

biliyorum 
şiirle şarkıyla olacak iş değil bu 
dalda nar
ı 
tarlada ekini kızartmaz güvercin gurultusu 
ama yine de 
diler arasında bıçak gibi parlar kavgada 
şiirin doğrultusu 

g
öz güzü görmez olmuş 
tek bir 
ışık bile yok 
y
ürek bir yaralı şahindir 
d
öner boşlukta 
belki bir 
şiir 
belki bir 
şiir kırıntısı 
çalar kapımızı umutsuz karanlıkta 
yoklar yüre
ğimizi 
iğilir yaram
ıza 
da
ğıtır korkumuzu 
ve kar
şı tepelerden 
g
ürül gürül bir kalk borusu

Hasan Hüseyin Korkmazgil

       

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kocabebek

bu demir divriği dağlarından
ben s
öktüm ulan ben söktüm
bu namlu divriği demirinden
ben d
öktüm ulan ben döktüm
bu ak bileklerde bu kara kelepçe
ben dövdüm ulan ben dövdüm
ben dövdüm ate
şlerde bu kelepçeyi
bu bi
çimi bu demire ben verdim

şimdi kaysı çiçekleri tozutur geçer
şimdi şarap düşer kızgın bağlara
şimdi sevdiğimi alır giderler
g
üz oturur gözlerime dağlar uy 

varal
ım diyelim ki heeeey diyelim
nakışçana duralım korolarla diyelim
heeeeey diyelim heeeeey
yıkılır bu düzmeceler yıkılır
köprüler kurulur aydınlıklara
gelir birgün kaşla göz arasında
en gizli tomurcukların ucunda gelir
ekmeksiz evin yalnızlığında
kınasız parmakların bakışlarında
uykusuz gecelerin ardında gelir
halaylarla çıkalım korolarla duralım
heeeeey diyelim heeeeey
bu namlu divriği dağlarından
bu candarma benim kapıbir komşum
bu türkü benim türküm çoğalır kanayarak
kelepçemin karasında bir ak güvercin
ustam kessin ellerimi benim çocuk ellerimi
dağlar uy 
uy dağlar

Hasan Hüseyin Korkmazgil

         

 

 

 

 

 

 

 

Masal Kokusu

Ben bu kapıları bir bir açarım açmasına ama kırarım 
Şehzadelerle gitti ölü devin altın anahtarları 
Masallara d
önük yüzlerinizde o hiç eksilmeyen kaygu 
O donuk mavili
ği masal cennetlerinin 
B
ırakın işte gözleriniz alın işte yumruklarını
ama siz aptals
ınıaptalsınız 
Birgün masallaşırsam g
örün işte cüceliğimi 
Aktıkca b
üyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım
Ben bu kap
ıları bir bir kırarım kırmasına ama siz korkaksınız 
Daha çocuk bile de
ğilsiniz siz 
Devler 
çizersiniz altın sarayların kapılarına 
sonra durup a
ğlarsınıağlarsınız 
Bu kan sizin kanınız , evet ama ya siz kimsiniz 
Neden b
öyle yorgunsunuz neden böyle aldatılmış 
Alıcıkuşlar d
öner ürpertili etlerınize 
Mumyalar
ın gölgesinde piramitler dikersiniz 
At
ı otu iti eti bırakıp gerçek saraylarda 
sürülerle ka
çarsınıkaçarsınız 
Akt
ıkça büyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım

Hasan Hüseyin Korkmazgil

        

 

 

 

 

 

 

 

 

Sivas Sabahı

eylülün bulanık bir çay gibi ekime aktığı gündü
yine yasl
ı değirmenler yine mazılar çığlıçığlık
yine bir ak
şamdı sivas çarşısında
yine ak
şam taşıyorlardı ıslak sivas çarşısına kağnılar
sanki g
ülerken vurulmuştuk sanki akşamdık
sanki bir savaşertesiydi durup ya
şlandığımız
ay alt
ında kerpiç ve kül ve ağıt

namlular y
ılan sırtı meneviş
tren d
üdükleri yakın uzak yabanıl
ben bu g
özleri bir ali galip'te gördüm
kurtulu
şun bir sayfasında
sinsi hain 
şımarık ve daha
i
çimde sivas sabahlarının o delikanlı gerinişi
sırsıklamdık
ben bu gergin havaları her zaman sevdim
bu bir kurultay havasıdır bir abdurrahman halayına
duru
ştur bu
s
ığamadım gecelere
s
ığamadım türkülere
s
ığamadım kadın sesinde anadolu akşamlarına
onlar
o ka
şları yıkık
çakmaktaşı gibi kuvayi milliyeciler
mustafa kemal 
şafağının kıyısında öylece duruyorlar
y
üreklerinde katıksız güvenleri
yal
ın yüzlerinde haklı öfkeleriyle
öylece duruyorlar
dimdik
ve apayd
ınlık
s
ığamadım toprağımda kar aklığına
s
ığamadım delikanlı içkilere yaylamda
s
ığamadım nakışlarla boğulan gözyaşlarına
ben bu gergin havalar
ı her zaman sevdim

bak yine barut gibiyim sanki kurultayday
ım
sanki kulaklar
ımda sömürge sinekleri
oysa sivas 
çarşısındayım gözlerime yağmur yağıyor
namlular y
ılan sırtı meneviş.
sen bir h
üzzam makamından akşama bakıyorsun
menek
şe gözlerinde uzak bir acının ince buğusu
k
ül rengi bir tango seni uykulara çekiyor
ya bir roman kahraman
ısın ya da bir paris yolcusu

bu ak
şamlar hep böyledir karakuş gibi iner yukarlardan
fabrikada sokakta perdeler arkas
ında vurur insanı
bu ak
şamlar hep böyledir, ben işte hep böyle götürülürüm
beni heryerde g
örürsün adres kullanmıyorum
bayraklar
ı severim, tutsaklığa yumruk gibi savrulan
bayraklar
ı
insanlar
ı severim, haksızlığa yumruk gibi sıkılan insanları
k
ötüler ali galip'seler ben kuvayi milliyeciyim
yüre
ğimde doludizgin bir kardeşlik özlemi
şafağın kıyısında yine dimdik beklemekteyim

bir sivas sabah
ı var ki onu sonra göstereceğim.

Hasan Hüseyin Korkmazgil

 


Abdullah DEMİREL dmrlabddmrl@hotmail.com